Çocuğa Kötü Haber Nasıl Verilir?
Bir yakının hastalığı, anne-babanın boşanması, ciddi bir sağlık sorunu, sevilen birinin ölümü veya aile hayatını değiştirecek başka bir olay…
Ebeveynlerin böyle dönemlerde en zorlandığı sorulardan biri şudur:
“Bunu çocuğuma nasıl anlatacağım?”
Çocuğu üzmemek için hiçbir şey söylememek, gerçeği olduğundan farklı anlatmak veya “daha küçük, anlamaz” diye düşünmek ilk anda koruyucu bir yaklaşım gibi görünebilir.
Oysa çocuklar çevrelerindeki konuşmalardan, yetişkinlerin davranışlarından ve günlük düzende meydana gelen değişikliklerden çoğu zaman bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder.
Bilgi verilmediğinde ise çocuk eksik kalan bölümleri kendi hayal gücüyle tamamlayabilir. Bu da gerçeğin kendisinden daha kaygı verici düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu nedenle kötü bir haber verirken amaç çocuğu bütün üzücü duygulardan korumak değil; yaşına uygun, dürüst ve güven veren bir iletişim kurmaktır.
Çocuğa Kötü Haber Söylenmeli mi?
Genellikle evet.
Çocuğu doğrudan etkileyen önemli bir olay varsa çocuğun bunu güvendiği bir yetişkinden, anlayabileceği bir dille öğrenmesi tercih edilir.
Özellikle;
- Aileden birinin ciddi hastalığı
- Bir yakının ölümü
- Anne-babanın ayrılması
- Hastaneye yatış
- Büyük bir ameliyat
- Ailenin günlük yaşamını önemli ölçüde değiştirecek olaylar
çocuğa uygun şekilde açıklanmalıdır.
Çocuğun hiçbir şey bilmediğini varsaymak doğru olmayabilir.
Kötü Haber Vermeden Önce Ne Yapılmalı?
Konuşmaya doğrudan uzun bir açıklamayla başlamak yerine önce çocuğun ne bildiğini anlamak yararlı olabilir.
Örneğin:
“Son günlerde neler fark ettin?”
“Bu konuda sana bir şey söyleyen oldu mu?”
“Sen ne olduğunu düşünüyorsun?”
gibi sorular çocuğun elindeki bilgiyi ve olası yanlış anlamalarını ortaya çıkarabilir.
Ardından çocuğun yaşına uygun olan temel bilgi verilebilir.
Önce dinlemek, sonra anlatmak çoğu durumda daha sağlıklı bir iletişim sağlar.
Çocuğa Kötü Haber Nasıl Anlatılmalı?
Gerçeği Söyleyin
Çocuğa doğru olmayan bilgiler vermek kısa süreli olarak durumu kolaylaştırıyor gibi görünebilir.
Ancak daha sonra gerçeği öğrenmesi çocuğun ebeveyne olan güvenini zedeleyebilir.
Dürüst olmak, çocuğa bütün tıbbi veya yetişkinlere ait ayrıntıların anlatılması anlamına gelmez.
Gerçek, çocuğun anlayabileceği kadar ve ihtiyaç duyduğu ölçüde anlatılmalıdır.
Kısa ve Açık Cümleler Kullanın
Özellikle küçük çocuklarda uzun açıklamalar yerine kısa ve somut ifadeler daha anlaşılırdır.
Çocuğa tek seferde çok fazla bilgi vermek yerine temel bilgiyi söyleyip sorularını beklemek daha doğru olabilir.
Çocuğun Sorularına İzin Verin
Bazı çocuklar hemen çok sayıda soru sorarken bazıları hiçbir şey sormayabilir.
Bu durum çocuğun etkilenmediği anlamına gelmez.
Çocuk saatler veya günler sonra aynı konuya geri dönebilir.
Kötü haber verme tek bir konuşma değil, zaman içerisinde devam eden bir iletişim süreci olarak düşünülmelidir.
Çocuğun Yaşına Göre Kötü Haber Nasıl Anlatılmalı?
Çocukların hastalık, ölüm ve ayrılık gibi kavramları anlama biçimleri yaşla birlikte değişir.
Bu nedenle aynı açıklama 4 yaşındaki çocukla 14 yaşındaki ergene yapılmamalıdır.
Okul Öncesi Dönemde
Küçük çocuklar olayları daha somut değerlendirir.
Uzun neden-sonuç açıklamalarını anlamakta zorlanabilir ve olayları kendileriyle ilişkilendirebilirler.
Örneğin bir ebeveyn hastalandığında çocuk;
“Ben yaramazlık yaptığım için mi oldu?”
diye düşünebilir.
Bu nedenle gerekiyorsa açıkça:
“Bu senin yaptığın hiçbir şey yüzünden olmadı.”
denmelidir.
Kısa, somut ve anlaşılır cümleler kullanılmalıdır.
Okul Çağındaki Çocuklarda
Çocuk artık hastalık ve ölüm gibi kavramları daha ayrıntılı anlamaya başlar.
“Neden oldu?”, “Bulaşıcı mı?”, “Bana da olur mu?”, “Annem iyileşecek mi?” gibi daha somut sorular sorabilir.
Sorularına açık cevap verilmeli ancak bilmediğimiz konularda kesin vaatlerde bulunulmamalıdır.
Ergenlerde
Ergenler olayın sonuçlarını yetişkinlere yakın düzeyde anlayabilir.
Ancak bu, duygusal olarak yetişkin gibi baş edecekleri anlamına gelmez.
Ergenler;
- Gelecekle ilgili kaygılar
- Öfke
- Adaletsizlik hissi
- Suçluluk
- Kendi sağlıkları veya aileleriyle ilgili korkular
yaşayabilir.
Bilginin kendilerinden saklandığını fark etmeleri güven ilişkisini daha fazla etkileyebilir.
Çocuğa Bir Yakının Hastalığı Nasıl Anlatılır?
Ailede bir kişinin ciddi hastalığı varsa çocuk çoğunlukla bazı değişiklikleri zaten fark eder.
Örneğin;
- Hastane ziyaretleri
- Telefon görüşmeleri
- Ebeveynlerin kaygılı görünmesi
- Ev düzenindeki değişiklikler
- Hastanın fiziksel görünümündeki değişiklikler
çocuğun dikkatini çekebilir.
Bu durumda hastalık mümkün olduğunca basit biçimde açıklanabilir.
Örneğin:
“Anneannenin vücudunda doktorların tedavi etmeye çalıştığı ciddi bir hastalık var.”
denebilir.
Çocuğun yaşına uygunsa hastalığın adı da söylenebilir.
Çocuğa Kanser Nasıl Anlatılır?
Kanser kelimesini özellikle saklamak her zaman gerekli değildir.
Çocuğun yaşına ve hastalıkla ne kadar doğrudan ilişkili olduğuna göre;
“Babanda kanser adı verilen bir hastalık var. Doktorlar bunun için tedavi uyguluyor.”
gibi açık bir anlatım kullanılabilir.
Tedavinin;
- Saç dökülmesi
- Yorgunluk
- Hastanede kalma
gibi çocuğun göreceği sonuçları varsa bunları önceden açıklamak çocuğun hazırlıklı olmasına yardımcı olabilir.
Çocuğun hastalığın kendisine bulaşacağını düşünmesi mümkünse bunun da açıkça düzeltilmesi gerekir.
Çocuğa Ölüm Haberi Nasıl Verilir?
Çocuklara ölüm anlatılırken yetişkinlerin kullandığı bazı örtülü ifadeler kafa karışıklığı yaratabilir.
Özellikle küçük çocuklarda;
“Uyudu.”
“Bizi terk etti.”
“Uzaklara gitti.”
“Kaybettik.”
gibi ifadeler ölümün ne olduğunu anlamalarını zorlaştırabilir.
Örneğin “uyudu” denilen bir çocuk uyumaktan korkmaya başlayabilir.
Daha açık bir anlatım tercih edilmelidir:
“Deden öldü. Bu, vücudunun artık çalışmadığı anlamına geliyor. Artık nefes almıyor, yemek yemiyor ve geri gelmeyecek.”
Bu ifade yetişkinlere sert gelebilir ancak küçük çocuk için ölüm kavramını daha anlaşılır hale getirir.
Çocuğa “Öldü” Demek Doğru mu?
Evet.
Özellikle ölüm kavramını öğrenmekte olan çocuklarda “öldü” kelimesini açıkça kullanmak kafa karışıklığını azaltabilir.
Çocuğa ölümün;
- Kalıcı olduğu
- Ölen kişinin geri gelmeyeceği
- Vücudunun artık çalışmadığı
- Artık acı hissetmediği
yaşına uygun şekilde anlatılabilir.
Çocuk Ölümden Kendisini Sorumlu Tutabilir mi?
Evet, özellikle küçük çocuklarda bu görülebilir.
Çocuk daha önce kişiye kızmış veya “keşke gitse” gibi bir düşünce geçirmiş olabilir ve daha sonra ölüm gerçekleştiğinde bunun kendi düşüncesi yüzünden olduğunu zannedebilir.
Bu nedenle gerektiğinde açıkça:
“Senin söylediğin, yaptığın veya düşündüğün hiçbir şey bunun olmasına neden olmadı.”
denmelidir.
Çocuğa “Hepimiz Bir Gün Öleceğiz” Denmeli mi?
Çocuk doğrudan sorarsa gerçek dışı güvence vermek doğru değildir.
Ancak yanıt yaşına uygun biçimde güven de içermelidir.
Örneğin:
“Evet, bütün canlılar bir gün ölür. Ama ben şu anda sağlıklıyım ve uzun süre senin yanında olmayı bekliyorum.”
şeklinde bir cevap çocuğun hem doğru bilgi almasını hem de mevcut güven duygusunun korunmasını sağlayabilir.
“Merak Etme, Her Şey Düzelecek” Demek Doğru mu?
Her zaman değil.
Sonucu bilinmeyen bir hastalık veya süreçte çocuğa kesin sonuç vaat etmek daha sonra güven sorununa yol açabilir.
Bunun yerine:
“Doktorlar onu iyileştirmek için ellerinden geleni yapıyor.”
“Şu anda bildiğimiz şey bu.”
“Yeni bir bilgi olduğunda sana söyleyeceğiz.”
gibi ifadeler kullanılabilir.
Çocuğa güven vermek ile gerçekleşeceği bilinmeyen bir sonucu garanti etmek aynı şey değildir.
Anne-Baba Çocuğun Yanında Ağlayabilir mi?
Evet.
Çocuğun ebeveynini üzgün görmesi tek başına zararlı değildir.
Hatta yetişkinlerin de üzülebileceğini görmek çocuğun kendi duygularını daha doğal kabul etmesine yardımcı olabilir.
Ancak çocuk ebeveynin duygusal bakımını üstlenmek zorunda bırakılmamalıdır.
Ebeveyn;
“Ben üzgünüm çünkü dedeni çok özlüyorum. Ağlamam normal. Senin benimle ilgilenmene gerek yok, ben iyiyim.”
gibi bir açıklama yapabilir.
Çocuğa “Ağlama” Denmeli mi?
Hayır.
Çocuklar üzüntülerini farklı şekillerde gösterebilir.
Bazı çocuklar ağlar, bazıları konuşmak istemez, bazıları oyun oynar ve birkaç dakika sonra yeniden üzülür.
Özellikle küçük çocuklarda yas duygusu kesintili olabilir.
Bir an ağlayıp birkaç dakika sonra oyun oynaması, çocuğun kaybı önemsemediği anlamına gelmez.
Çocuğun;
- Üzülmesine
- Ağlamasına
- Soru sormasına
- Sessiz kalmasına
izin verilmelidir.
Çocuk Hiç Tepki Vermiyorsa Sorun Var mı?
Her zaman değil.
Çocuklar kötü haberleri yetişkinlerden farklı biçimde işleyebilir.
Bazı çocuklar haberi aldıktan sonra oyun oynamaya devam edebilir veya günlük konularla ilgilenebilir.
Bu durum haberi anlamadığı veya üzülmediği anlamına gelmeyebilir.
Çocuk konuyu daha sonra tekrar gündeme getirebilir.
Bu nedenle çocuk belirli bir tepki vermeye zorlanmamalıdır.
Aynı Soruyu Neden Tekrar Tekrar Soruyor?
Özellikle küçük çocuklar ölüm, boşanma veya ciddi hastalık gibi karmaşık durumları bir konuşmada tamamen anlayamayabilir.
Aynı soruyu birkaç kez sormaları;
- Bilgiyi işlemeye
- Durumu anlamlandırmaya
- Cevabın değişip değişmediğini kontrol etmeye
çalıştıklarını gösterebilir.
Mümkün olduğunca aynı açık ve tutarlı yanıt verilmelidir.
Çocuğa Boşanma veya Ayrılık Nasıl Anlatılır?
Anne-baba ayrılığında çocukların en sık düşündüğü konulardan biri bunun kendi davranışlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır.
Çocuğa açıkça;
- Ayrılığın onun suçu olmadığı
- Her iki ebeveynin de onu sevmeye devam ettiği
- Nerede yaşayacağı
- Diğer ebeveyni ne zaman göreceği
- Günlük hayatında nelerin değişeceği
anlatılmalıdır.
Çocuk yetişkinler arasındaki çatışmanın tarafı haline getirilmemelidir.
Kötü Haber Çocuğa Kim Tarafından Verilmeli?
Mümkün olduğunda çocukla güven ilişkisi bulunan bir ebeveyn veya bakım veren kişinin konuşmada bulunması yararlıdır.
Tıbbi bir konu söz konusuysa çocuk doktoru veya ilgili hekim de çocuğun yaşına uygun açıklama yapılmasına yardımcı olabilir.
Özellikle ağır hastalık ve ölüm süreçlerinde ebeveynin bu konuşmayı tek başına yapmakta zorlanması son derece anlaşılırdır.
Bu durumda sağlık ekibinden destek istenebilir.
Kötü Haber Nerede Verilmeli?
Mümkünse;
- Sakin
- Güvenli
- Mahremiyetin olduğu
- Konuşmanın hemen ardından başka bir yere koşmak gerekmeyen
bir ortam seçilmelidir.
Çocuk haberi aldıktan sonra soru sorabilmek veya ebeveyninin yanında kalmak isteyebilir.
Bu nedenle önemli bir haberi çocuğa okul kapısında, arabadan inerken veya yatmadan hemen önce birkaç cümleyle söyleyip konuşmayı kapatmak uygun olmayabilir.
Çocuğun Rutinleri Korunmalı mı?
Mümkün olduğunca evet.
Büyük bir kayıp veya ciddi hastalık sonrasında çocuğun yaşamındaki birçok şey değişmiş olabilir.
Bu dönemde;
- Okul
- Uyku
- Yemek saatleri
- Günlük aktiviteler
- Tanıdığı yetişkinlerle ilişkiler
gibi rutinlerin mümkün olduğunca korunması güven duygusunu destekleyebilir.
Ancak çocuğun bir süre daha fazla yakınlık ve desteğe ihtiyaç duyması da normaldir.
Çocuk Cenazeye Katılmalı mı?
Tek bir doğru cevap yoktur.
Çocuğun yaşı, isteği, kültürel yapı ve yapılacak törenin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Çocuk katılacaksa önceden;
- Nerede olacağı
- Kimlerin bulunacağı
- İnsanların ağlayabileceği
- Törende neler görebileceği
anlatılmalıdır.
Mümkünse çocuğun yanında onunla ilgilenebilecek güvenilir bir yetişkin bulunmalıdır.
Çocuk zorlanırsa ortamdan çıkmasına izin verilmelidir.
Çocuk Kötü Haber Sonrasında Nasıl Tepkiler Verebilir?
Çocuklarda;
- Daha fazla ağlama
- Öfke
- İçe kapanma
- Ayrılma kaygısı
- Uyku sorunları
- Kabuslar
- İştah değişiklikleri
- Okul başarısında geçici düşme
- Karın ağrısı veya baş ağrısı gibi fiziksel yakınmalar
- Daha küçük yaş davranışlarına geri dönme
görülebilir.
Bu tepkilerin bir bölümü zorlayıcı bir olay sonrasında geçici olarak ortaya çıkabilir.
Önemli olan belirtilerin şiddeti, süresi ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Çocuk Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı?
Her üzülen çocuğun psikiyatrik tedaviye ihtiyacı yoktur.
Ancak;
- Günlük işlevsellik belirgin şekilde bozuluyorsa
- Okula devam edemiyorsa
- Uzun süre yoğun kaygı veya çökkünlük varsa
- Şiddetli uyku sorunları sürüyorsa
- Yoğun suçluluk duygusu varsa
- Sosyal ilişkilerden belirgin şekilde uzaklaşıyorsa
- Kendisine zarar verme veya ölme düşüncelerinden söz ediyorsa
- Travmatik olayla ilgili belirtiler giderek artıyorsa
çocuk ve ergen ruh sağlığı açısından değerlendirme gerekir.
Özellikle çocuğun kendisine zarar verme veya ölme düşüncesi varsa durum geciktirilmeden ele alınmalıdır.
Çocuğa Kötü Haber Verirken Yapılmaması Gerekenler
Çocuğu korumak amacıyla yapılan bazı yaklaşımlar süreci zorlaştırabilir.
Bu nedenle;
Gerçeği tamamen saklamayın.
Çocuğa yalan söylemeyin.
Anlayamayacağı kadar fazla ayrıntı vermeyin.
Ölümü “uyudu” veya “gitti” gibi belirsiz ifadelerle açıklamayın.
“Ağlama”, “güçlü ol” diyerek duygularını bastırmayın.
Gerçekleşeceği bilinmeyen sonuçları garanti etmeyin.
Çocuğu yetişkinlerin duygusal destekçisi haline getirmeyin.
Sorularından kaçınmayın.
Sormadığı her ayrıntıyı tek seferde anlatmaya çalışmayın.
